İnsan, toplumun ona benimsettiği rol ya da kimlik değildir. Bir insan kendini; başkalarının ona atfettiği ‘kendi’ tanımıyla karıştırmadığı zaman, evrensel ve biriciktir. ALAN WATTS.
Kişilerarası ilişkiler, yaşamımızın en besleyici ama aynı zamanda en zorlayıcı alanlarından birisidir. Sevdiklerimizle bağ kurarken bazen kendi ihtiyaçlarımızı, duygularımızı ve sınırlarımızı ihmal edebiliriz. Diğer yandan yaşamımız boyunca, kim olduğumuzu anlamaya ve olduğumuz gibi yaşamaya çalıştığımız da bir gerçek. İşte bazı durumlarda yakınlık kurma ihtiyacımız ile kendimiz olma arzumuz arasında sıkışabilir; özellikle ilişkide olduğumuz insanların bizden beklentileri, kendimiz olma çabamızı zorlaştırabilir. Peki, özellikle ailemizle, partnerimizle veya iş arkadaşlarımızla bir aradayken ne kadar “ben” olarak kalabiliyoruz? Başkalarının duygularından ne kadar etkileniyor, onların düşüncelerine ne kadar bağımlı yaşıyoruz? Tam bu noktada Murray Bowen’ın geliştirdiği “Benlik Farklılaşması” (Differentiation of Self) kavramı devreye girmektedir.
Benlik farklılaşması ne anlama geliyor ve ilişkilerde neden bu kadar önemli?
Benlik farklılaşması, en sade tanımıyla, bir insanın hem kendi duygu ve düşüncelerinin farkında olması hem de başkalarının etkisi altında kalmadan kendi gibi davranabilmesidir. Yani kişi, ailesi ya da yakın çevresi ne düşünürse düşünsün, kendi düşüncesini koruyabilmesi ve duygularını yönetebilmesidir. Buna göre,
Benlik farklılaşması, Bowen’a göre kişinin duygu ve düşüncelerini birbirine karıştırmadan hareket edebilmesidir. Yani duygularını bastırmak değil; onları fark edip, kontrolünü kaybetmeden karar verebilmektir. Stresli anlarda otomatik tepkiler vermek yerine, kaygı duysa bile sakin kalıp mantıklı düşünebilmektir.
Bu, kişinin tepkilerini bilinçli olarak seçebilmesi anlamına gelir. Duygularını fark etmek, nedenini sorgulamak ve buna göre daha dengeli davranabilmektir. Örneğin, “Şu an çok öfkeliyim ama bu duygu gerçekten bana mı ait, yoksa bulunduğum durumdan mı kaynaklanıyor?” diye düşünebilmektir. Benzer şekilde, partnerle tartışırken hissettiği öfke ya da üzüntüyü fark edip, bu duygulara kapılmadan daha sakin ve kontrollü davranabilmek de benlik farklılaşmasına bir örnektir.
Formun Üstü
Formun Altı
Benlik farklılaşması, ilişkiler içinde başkalarının bize yüklediği tanımlardan sıyrılarak kendi özgün benliğimizi fark edebilme ve koruyabilme becerisidir. Çocukluktan itibaren aile, okul ve sosyal çevremiz bize bazı özellikler yakıştırır, roller yükler. Bizler bize atfedilen bu özellik ve rolleri çoğu zaman içselleştirir ve buna uygun davranmaya çalışırız. Ancak benlik farklılaşması geliştikçe, bu tanımları sorgulayabilir, bize gerçekten ait olanla olmayanı ayırt edebilir ve kendi benliğimize daha uygun bir şekilde hareket edebiliriz.
Benlik farklılaşması, aynı zamanda ilişkilerde kendi özgünlüğümüzü koruyarak, yani kendinden ödün vermeden sağlıklı bağlar kurabilmek demektir. Bireyin özgünlüğünü kaybetmeden diğer insanlarla yakınlık ve ilişki sürdürebilmesi; bunu yaparken de bencil veya fedakâr olmadan, kendi istek ve yararını gözeterek, dengeli biçimde yapabilmesidir.
Benlik farklılaşması düşük olduğunda,
- İlişkilerde başkalarının ihtiyaç ve duygularını kendi önceliğinin önüne konulur, sınırlar korunamaz.
- Başkaları tarafından sürekli onaylanma ihtiyacı olur.
- “Hayır” demekte zorlanılır.
- Duygusal tepkisellik yüksek olur (Duygusal tepkisellik, kişinin hissettiği duygulara hemen ve güçlü bir şekilde tepki vermesidir; yani duygular, düşünmeden davranışları yönlendirir)
- Stres gibi zor anlarda sakinlik, kontrol ve mantıklı düşünme yitirilir.
Benlik Farklılaşması Nasıl Geliştirilir?
Benlik farklılaşması doğuştan değildir, pratikler yaparak geliştirilebilir bir beceridir. Günlük hayatın akışı içinde ara ara kendimize dönüp,
- Duygularımızın farkına varmak
- Düşünce ve duyguları birbirinden ayırt etmek
- Zorlayıcı durumlarda ani tepki vermek yerine mantığı seçmek
- Kendi sınırlarımızı bilmek ve korumak
- Ara ara kendimizi gözlemlemek etkili olacaktır.
Kısacası…
Hepimizin ihtiyacı hem kendimiz olabilmek hem de diğer insanlarla ilişkiler kurabilmektir. Ancak bu hassas bir denge gerektirir…
Kaynakça:
Bowen, M. (1976). Theory in the practice of psychotherapy. P. Guerin (Ed), Family
therapy: theory and practice. (pp. 42-90) NewYork: Gardner Press.
Bowen, M. (1978). Family therapy in clinical practice. Newyork: Rowman & Littlefield
Publishers.
Süloğlu, D. (2019). Benlik farklılaşması, algılanan stres düzeyi ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi. [Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. Üsküdar Üniversitesi, İstanbul.